Düş yorgunuyum ben

 Düşlerinden yorgun düşmüş bir düş yorgunu. Bu kadar düş kurmayı başarıp hiçbirini gerçeğe kavusturamayan, kırık aynalarda aksini arayan ve inadına umudunu yitirmeyen bir kadınım. Umuduma ektiğin çiçekler yaşatıyor beni, dinlediğim melodilerde sen tınılarını seviyorum. 'Işte' diyorum 'tam onun notası. Onun ezgileri bunlar.' Sonra kulağımı tırmalayan bir melodi çalınıyor kulağıma, iç sesim olduğunu fark ediyorum. Bir radyo gibi düğmesi yok ki kısayım. Ya da kapatayım tamamen bana seni anlatan o sesi. Susturamıyorum. Kulaklarımı tıkasam da faydası yok. Sen çalıyorsun içimde en hüzünlü melodileri. La bir nota değil benim için, sensin. Mi de nota değil... Sol anahtarı da anahtar değil, cunku o bile açmıyor senin kapılarını. Oysa müzik degil miydi kapıları açan, ruhu alevlendiren ya da söndüren?.. Konu sensen eğer hiçbir melodi ya da hiçbir nota birleştiğinde seni çalmıyor. Hep eksik kalıyor bir akord, hep yarım içimdeki melodi. Şimdi sen calsana bana şarkını. Belki senin şarkıların ve senin notaların tamamlar beni. Benim notalarım eksik sen olmadığın için. Senin notaların tam mı ben olmasam bile?..
Ah be adam!.. Ne çok yaktın içimi gecenin bu saatinde. Ki saatlerle işim olmadi benim hiç. Ne sana yetişmek için, ne de sana geç kaldığımı farketmek için saatlere bakmadım. Her şekilde ya önde ya da arkadayım senin zamanında. Aynı senkronda olamadım. Yani artık ne notalarla ne de saatlerle işim kaldı. Ne akreple yelkovan sevdi beni ne de do-re-mi... Sol anahtarım hiç olmadı benim ve senin evini açan anahtarım. Sahi; üşütmüyor mu sol yanındaki boşluk? Hiç aklına gelmiyor mu sol yanım. Dedim ya solla aram iyi olmadi benim. Ne anahtarı acıyor kalbini ne de sol yanını...

YORUM EKLE